Oğuzhan Oğuz – Nvidia Türkiye

Nvidia Türkiye Profesyonel Çözümler Ülke Müdürü Oğuzhan Oğuz ve TUSAŞ (TAI) CIO’su Gülsen Bayramusta ile Nvidia Grid teknolojisi üzerine konuştuk.

Nvidia Grid teknolojisini kısaca anlatabilir misiniz?

Oğuzhan Oğuz (Nvidia Türkiye Profesyonel Çözümler Ülke Müdürü): Nvidia’nın Türkiye’de bilinen ürün grubu Geforce. Hatta Geforce ismi, Nvidia’dan daha çok biliniyor.

Yaklaşık 10 senedir Nvidia’nın Quadro adında profesyonel işler için hazırladığı ürün grubu var.
Tasarım yazılımları başta olmak üzere pek çok kurumsal ve profesyonel uygulamaları hızlandırmak için bu ürünler var.

Bir de geçen sene piyasaya sürülen Grid ürünleri mevcut. Gerçekten çok yeni bir ürün. İş istasyonları üzerinde Quadro ne ise, sunucular üzerinde de Grid o diyebiliriz.

İş istasyonları üzerinde Solidworks, Inventer, NX gibi yazılımları yüksek performans ile nasıl kullandıysak, bunu Citrix gibi desktop sanallaştırma metodlarını kullanarak istemcilere aktarabiliyorsunuz. Artık bunları Grid kartları ile yapabiliyorsunuz.

Eskiden sunucular üzerinde GPU yoktu. İş istasyonu alınmak zorunda kalınıyordu. Şimdi Grid kartların sunucuların, iş istasyonların içine girmesiyle yüksek üç boyutlu grafik kapasitesi gerektiren yazılımları masaüstü sanallaştırma ortamına taşımak mümkün. Grid kısaca bu.

Peki diğer firmalar ile bu ürün üzerinden kurulan birlikteliklerde, şirketlere ne gibi katkıları oldu?

Oğuzhan Oğuz: Citrix ve VMware için esasında içerisinde adresleyemedikleri bir kullanıcı grubu vardı diyebiliriz. Esasında her şeyi sanallaştırabiliyorsunuz, sunucu üzerinde işlemci, RAM ve depolamayı sanallaştırabiliyorsunuz. Fakat grafik kartını sanallaştıramadığınız için yüksek grafik gücü gerektiren yazılımları sanal ortama taşıyamıyordunuz. Artık bu sorun tamamen ortadan kalktı.

Nvidia’nın Grid teknolojisi ile birlikte ortak çalışmanızın sonucu ne oldu? Sizin ortak yürüttüğünüz bir proje de söz konusuydu.

Gülsen Bayramusta (TAI CIO): Grafik kartlı ya da tasarım aktiviteli çalışan her bir sektörde katkı söz konusu. Sadece savunma ya da havacılık sektörü değil bu alanda çalışan her bir kişi bundan faydalanabilir. Biz mühendislerimizin tasarım yapabilmesi ya da tasarlanan bir ürünün üretim safhasına geçtiğinde mühendislerin istedikleri anlarda modifikasyonlar yapabilmesi için çok güçlü iş istasyonları gerekmekte. Kendilerine de bunları sunuyorduk. Tüm bunlar yine bir ağın içerisindeki merkeze bağlı ama kendilerine yüksek kapasiteli bilgisayarlar verdiğimiz için birincisi bilgi güvenliği, yetmediğinde istemci başına yapılacak yatırımlar, sonra yetmediğinde ekrana uzaktan müdahale edilmesi, verinin bütünlüğü, hepsi de istemci tarafında kalan konularımızdı. Dolayısıyla merkezi bir çözüm IT’de her zaman çok önemli bir konu. Bu sebepten sanallaştırma Nvidia’nın bu teknolojisi ile birlikte mühendisimizin önündeki iş istasyonunu hiç yatırım yapmadan, merkeze yapacağımız yatırımlarla hem veri bütünlüğü hem de güvenilirliğini, bir operasyon olduğunda hızlı müdahale etme şansı verdi.

Bu ekosistem içerisinde sadece istemciye yatırım yapmıyorsunuz, çünkü altyapıda da grafik bilgisinin merkeze gidip gelmesindeki bant genişliğin de çok iyi olması lazım. Tüm bunları iyileştirdiğinizde merkezden yönetim hem ölçeklendirme yapabiliyor, hem personelin performansını yükseltebiliyorsunuz. Kısacası her bir konuda getirisi çok fazla. Şayet bu işleyişi daha geliştirebilirsek, kazanım daha da artacaktır. İlk etapta bir 50 mühendisimizi bu sisteme dahil edersek, 50 iş istasyonuna yapacağımız yatırım bize kazanım olarak geri dönecek. Bu sebepten bu teknolojiyi bizim sektörümüz dışında da, tasarım ve üretim alanında çalışan her bir firmanın ilgilenmesi gereken bir çözüm olarak görüyorum.

IDC 2014 bünyesinde projenizle bir ödül aldınız. Projeden biraz bahsedebilir misiniz?

Gülsen Bayramusta: Yaklaşık dört yıldır üzerinde çalıştığımız bir projeydi. Bizim için tasarım önemlidir. Bildiğiniz gibi Türkiye’de bir tek uçak – havacılık sanayi var, o da TUSAŞ. Bizlerin mühendislerimizin performansını arttırabilmek için altyapı hazırlamamız gerekiyor. Yüksek güçteki iş istasyonlarında çalıştılar ve uçaklar tasarladılar fakat daha önce de bahsettiğim gibi merkezi bir yönetim yapmak gerekiyordu. Onların verisinin bütünlüğünü korumak, veriyi yedeklemek oldukça önemli. İlgili kişi çalışmasını geçici bir yere yedekleyebilir de. Bunların tam anlamıyla farkında değildik, kapamımızın dışında bir takım işler de olabiliyordu. Bunları merkeze çekmek, yedeklemek ve korumak ve kullanıcının önüne getirebilmek gibi bir içeriğe sahip, önemli bir projeydi.

Nvidia’nın Grid teknolojisi, Ctrix’in bununla uyumu bize çok fayda sağladı. Öte yandan Nvidia ile sürekli geri bildirimler yoluyla karşılıklı kazanımlarımız oldu. Neticede mühendislerimizin önündeki bilgisayaraları, iş istasyonlarını merkeze çekebildiğimizi gördük ve bu sürece başladık. Her şeyin sonunda güzel bir proje oldu ve bunu sektöre duyurmak gerektiğini gördük. Bunu ekosistemdeki şirketlerin görebilmesini istedik. Bu sayede bir çok sektörün hareketlenmesine de katkı sağlayacaktır. Sunucu sanallaştırma da bu şekilde başladı. Aslında VMware, Hyper-V’den çok önce IBM’in VM’i vardı.

1980’lerde sunucu sanallaştırma üzerinde çalıştım. Daha sonra orta seviyeli sunucular için VMware’lar ortaya çıktı. Bizim de bu projeyi etkin yapmamız bence Türkiye’de birçok sektörde istemci sanallaştırma adına çok büyük bir ivme kazandırabilir. Üstelik istemci sanallaştırmada sadece text tabanlı değil, grafik bazlı bir içeriğin istemci sanallaştırması işi daha ileri boyuta taşıyor.

Bu projeye çok önem veriyorum ve 50 mühendisi alıp, çalışmayı çok daha olgunlaştırarak tüm sektörde duyurmak istiyorum. Nvidia ile de bu ödül başvurusunun bunun için iyi bir adım olacağını düşündük. Verimlilik adı altında da ödülü kazandık.

Bu arada bir başka artı da şu şekilde gerçekleşti. Kullandığımız Siemens’in NX’i gibi tasarım araçları, dünyaya yayıldı ve şirket bile projeye sahip olmaya başladı. Neticede bize çok güzel bir yazı yolladılar. Bu metinde yazılımlarının istemci sanallaştırma ortamında çalışıyor olması onlara da ayrı bir ivme kazandırmış olduğunu gördüm.

Pınar Ortakaya (Nvidia – Türkiye İletişim & PR Yöneticisi): Bu projenin yürütülüp, başarılı bir şekilde sonuçlanması ile globalde Nvidia’nın ve partnerlerimizin farklı projeler geliştirirken kullandığı referans noktalarından bir tanesi oldu. Bu tip projlerin Türk firmalar tarafından kullanılması da önemli bir kriter. Yeni bir teknolojinin bir Türk firması tarafından kullanılması projeyi çok daha değerli hale getiriyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published.