Kişisel İletişim Hastalığı Aracı: Bilgisayar

Yıllar önce sadece matematik hesaplamaları için kullanılan bilgisayarlar günümüzde bu işin dışında her şey için kullanılır hale geldiler. Artık bilgisayarsız ve İnternet bağlantısı olmayan insanı neredeyse “iletişimsiz kişi” olarak nitelendiriyoruz. Peki ya bizim bilgisayarımızla yaptıklarımızdan ziyade bilgisayarımızın bize yaptıkları neler?

Kişisel bilgisayarların kullanılmaya başladığı ilk yıllarda, “elektronik kutular” adı altında matematik hesaplamaları ve ince mühendislik ihtiyaçları gibi daha işlevsel amaçlar için kullanılıyordu. Her türlü endüstriyel çalışma ve araştırma, sanayii tabanlı çalışmalar, şirketlerin yaptıkları finansal matematiksel hesaplamalar ve bunlar gibi birçok işlem için bilgisayarlar en büyük hesaplayıcılardı.

Yıllar önce kullanılan bilgisayarların maalesef hem iletişim hem de hesaplama işlemleri için “çoklu işlem” desteği bulunmuyordu. Fakat yaptıkları tek işlemi de mükemmel yaptıkları su götürmez bir gerçekti. Kişisel bilgisayarların gelişmesi ve yayılmasıyla beraber, hesaplama işlemleri için dayatılması da kaçınılmaz bir hal aldı. Sadece hesaplama için kullanılan kişisel bilgisayarların yaptığı en iyi iş için Spreadsheets’I örnek göstrebiliriz. Fakat o zamanlar bilgisayarların şimdilerde kullandığı en iyi yardımcıları olan “kelime işlemcileri” maalesef yoktu.

1979 yılında tüm dünyadaki bilgisayar kullanıcıları modem ve ağ ile tanıştı. Bu sayede bilgisayarlar nerede olurlarsa olsunlar birbirleriyle konuşabilecek ve veri alışverişi yapabileceklerdi. Aslında bu süper yenilik aynı zamanda sonun başlangıcı da olmuştu. Bilgisayarların hesaplama yeteneği her geçen yıl hatta her geçen çeyrekte bile güçlenirken, hastalığın odağı olarak nitelendirilen “ağ özelliği” beraberinde sosyal patlamayı da getirdi. Kişisel bilgisayarlar iletişim tarafına zıpladığında sosyal yapının bağışıklık sistemi de aynı anda boğulmaya başlamıştı. Suçlular ise “Ethernet ve TCP/IP” idiler.

Her Şey Göründüğü Gibi Toz Pembe Değil!
Bir gün eğer bilgisayarlarla ilgili gerçek anlamda kapsamlı bir araştırma yapılırsa, sonuçların çizilen toz pembe tablolar gibi pek de pozitif olmadığı gerçeği ortaya çıkacaktır. Aslına bakarsanız bilgisayarlar hayatımızı kolaylaştırmaktan çok, değiştirdi diyebiliriz. Kişisel bilgisayarlar basit ya da karmaşık hesaplamalar konusunda büyük değişiklikler ve kolaylıklar sundu aslında. Örneğin bilgisayarlar sayesinde marketlerde kullanılan yazar kasalar, kasiyere ne kadar para üstü vermesi gerektiğini söyler oldu. Kasiyerler de yazar kasalara itaatkar davrandı ve söyleneni yaptı. Sonuç: kolay ve hızlı ticaret.

Fakat bilgisayarlar değişen dünyayla beraber sadece hesaplama aracı olmakla kalmadı. Her geçen gün iletişim adına hızlı adımlar atan bilgisayarlarımız, artık iletişim dünyasının bel kemiği hatta “olmazsa olmazı” halini aldı. Kamu alanlarında nasıl ki bilgisayarlar hesaplama ve iş yapma konusunda insanları tıpkı kasiyerler gibi bağımlı hale getirdiyse, iletişim tabanlı bilgisayar, mobil cihazlar ve bilgisayar sistemleri de bizi insan etkileşimleri için bağımlı hale getirdi diyebiliriz.

Çoğu insan artık “çevrimiçi” tanışıyor. Buluştuktan sonra o insana karşı güven duygunuz, sevgi ya da nefretiniz gibi duygularınız harekete geçiyor. Günümüzün yeni trendi bu. Bu trend günden güne büyümeye devam ediyor. Teknoloji bu yönde ilerledikçe en büyük insan etkileşimleri de bilgisayar ağları ve sosyal ağlar üzerinden ilerlemeye devam edecek gibi görünüyor. Yani artık sokakta oyun oynayan çocuklar yerine, evde toplanıp PlayStation oynayan çocuklar ya da karşı apartmanlarda outran ama birbiriyle MSN üzerinden haberleşen insanlar görmeniz mümkün. Bu iletişim türünde ne mimiğe ne de duygulara yer var maalesef. İşin dikkat çekici tarafı ise, bu hastalığın biyolojik açıdan bir bağımlılığın olmaması ve buna rağmen insanların her geçen gün daha fazla bağımlı olması. Fakat insanlara geçtiğimiz yıllarda çevrimiçi tanışan insaların başına gelen kötü şeyleri anlatsanız, buna hiç aldırış etmeden İnternet ortamında birileriyle tanışmaya ve hemen ardından buluşmaya devam edeceklerdir ve ediyorlar da. Kimilerine göre bu etkileşim tarzı radyo ve televizyon hayatımıza girdiğinde başlamıştı bile. Fakat İnternet bunun çok daha önüne geçerek kitleleri birbirine hiç olmadığı kadar yaklaştırdı ve bu yaklaşımı da oldukça hızlandırdı.

Bu yaklaşım birçok iş alanında çoğu zaman mükemmel derecede iyi sonuçlar verse de, insan etkileşimleri konusunda her zaman iyi sonuçlar veremeyebiliyor. Sorunlu etkileşimler gibi sorunsuzları da var elbette. Fakat sorunlu etkileşimlerdeki gözle görülür artış, sosyal ortama olan bağnaz bağımlılığa dikkatleri çekiyor.

Sosyal Etkileşimle Gelen Sorunlar
Bilgisayarların pratik bir iş aracına dönüşmesi yıllar hatta on yıllar sürebilir. Keza sürmüşlüğü de vardır. Her ne kadar geçmişte yazılan sosyal değişim kuralları günümüzde geçerliliğini yitirmiş olsa da, günümüzdeki sosyal değişim artık takip etmemizi zorlaştıracak türden bir hal aldı denebilir. Kullandığımız kişisel bilgisayarların da bu anlamda kullanım amaçları varolma sebebinden oldukça saptı. Nüfusun artması, bilgisayar ve İnternet kullanımın da çoğalmasıyla beraber artık kişisel bilgisayarlar bir iletişim hastalığı halini almaya başladı.

Günümüzde kişisel bilgisayarlar ya da daha fazla işlemi aynı anda yapabilen sunucular hali hazırda iş dünyasında veri hesaplama ve veri aktarımı ya da depolaması için kullanılırken, son kullanıcı tarafında durum pek de böyle değil. İlk amacından oldukça sapan bilgisayarlar çoğu kullanım alanlarında oldukça farklı emellere hizmet ediyorlar. Hayata geçen sosyal ağ projelerine her gün yenileri eklenirken, birbirini hiç tanımayan ya da ilk defa bir sosyal ağın oyun masasında tanışan insaların biraraya geldiklerinde yaşadıkları gerçekten bir duygu karmaşası türünden.

Güven duygusunun ve beklentilerin çok farklı işlediği bu buluşmalar ve yaklaşımlar insanlara günlük hayatlarında tattıklarından çok daha fazlasını ve farklısını vaat ediyor. Önce buluşan, sonra güvenen insanlar bazen aradıklarını bulamıyor bazen de sorunlarla karşılaşabiliyorlar. Örneğin Facebook’ta yaşanan cinayetler buna en büyük örnek. Ya da İnternet ortamında yapılan “Penisimi yemek isteyen var mı?” (söz konusu kişi ilana yanıt veren kişi tarafından parçalanarak öldürüldü) türünden ilanlar da buna en büyük örneklerden.

Tüm bu sosyal değişiklik rüzgarları ardından şu soruları da getiriyor; Peki insanlık adına kaybettiğimiz bazı değer ve duygularımızdan geriye neyimiz kalıyor? İleride bizi başka ne tür köklü değişiklikler bekliyor? Kendimizi korumak için neler yapabiliriz?. Umarım değişen ve gelişen teknoloji dünyası tüm bu soruların cevabını verebilir.

Leave a Reply

Your email address will not be published.