Akıllı Şehirler-Akıllı Uygulamalar

Günümüzde artan şehirleşme beraberinde birçok sorunu getirdi. Akıllı şehir çözümleriyle geliştirilen teknolojilerle, şehirlerde oluşan sorunların önüne geçilmesi amaçlanıyor. 

Geçtiğimiz yüzyıl içerisinde katlanarak artan nüfus, köyden kente göç gibi bir sorun doğurdu. Altyapısı yeterli seviyede olmayan ya da zaman içerisinde artan nüfusa karşı önlem alamayan şehirler birçok sorunla karşı karşıya kaldı. Çarpık kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan konut sorunu, çevre kirliliği ve yetersiz kalan sosyal hizmetler şehirleri tüm canlılar için yaşanmaz hale getirdi.

Bu durumlardan dönemin geleceği hesaplayamayan ve sadece günü kurtarmayı amaçlayan hükümetleri sorumlu olurken, uzun vadede kaybeden bütün tarihi ve kültürel dokusunu kaybetmiş şehirler oldu.

Tabi planlı olarak genişlemeyi seçen ve gerekli altyapı yatırımlarını yapan şehirler, akıllı teknolojilerinde katkısıyla kendi enerjisi üretecek kadar gelişmişlerdir. Viyana, Toronto, Paris, New York, Londra ve Berlin gibi şehirler, organik büyümeyi benimseyerek, şehirleri çağın gerekliliklerine göre hazırlamayı başarmışlardır.

Türkiye’de de akıllı şehir yolunda bir adım olan kentsel dönüşüm projeleri hayata geçirilmiş olsa da, projenin ne derecede başarılı olabileceği şimdiden konuşulmaya başlandı.

Yazımızın devamında, akıllı şehir uygulamalarını değerlendirirken, dünyadaki ve Türkiye’deki örneklerini gözden geçireceğiz.

akıllı şehirler

Akıllı Uygulamalar Şehirleri Baştan Yaratıyor

Dünyadaki şehirlerin akıllı hale gelmesi günümüzün en önemli çıkmazlarından biri. Özellikle ulaşım ve enerji tüketimi bu konuda büyük önem arz ederken, yeterli altyapıya sahip şehirlerin bilişimin de eklenmesiyle kusursuz bir akıllı şehre dönüşmelerinin önünde hiç bir engel kalmıyor.

Yeterli seviyeye sahip olmayan şehirler ise küresel stratejiler, rüzgar, güneş, akıllı şebekeler ve atıktan enerji, akıllı ulaşım ve enerji düzenlemeleri, bilgi ve iletişim teknolojileri ve akıllı şehir projelerileriyle, akıllı şehir olma yolunda emin adımlarla ilerliyorlar.

Organik büyüme gerçekleştiren şehirler, labaratuvar ortamında birçok yeni projeyi ve akıllı şehir projesini gözden geçiriyor. Şehirde yaşayanların ve toplumun ihtiyaçlarını öncelik olarak alan yönetimler, şehirleri kendi kendine yetebilecek hale getiriyorlar.

Şehirlerdeki hava kirliliği açılan arıtma tesisleri ile giderilebilirken, çevresel dönüşüm de başarılı bir şekilde gerçekleştirilerek şehrin doğasına zarar verilmiyor. Şehri ve şehrin tarihini iyi bilen şehir planlamacılarıyla birlikte şehrin geleceği garanti altına alınırken, şehirler akıllı dönüşüme hazır hale geliyor. Şehirler, temiz enerji, akıllı ölçüm sistemleri ve akıllı şebeke uygulamalarını da kullanarak şehirdeki başarılı altyapı çalışmalarını sürdürülebilir hale getiriyorlar.

Akıllı şehir olmayı hedefleyen şehirlerin öncelikle bu tarz başarılı örnekler yerine, başarısız sonuçları değerlendirmeleri gerekiyor. Başarısız akıllı dönüşüm projelerinin yanı sıra, dönüşümün gerçekleştirilmek istediği şehrin sosyoekonomik yapısı, kültürel dokusu ve tarihsel gelişimi de değerlendirilerek uzun vadeli planlama yapılmalıdır. Bu şekilde şehrin organik olarak büyümesi sağlanarak çarpık kentleşmenin önüne geçilmiş olur.

Başarısız örneklerden çıkartılacak sonuçlar, şehirde yaşayanların geri dönüşleriyle birlikte değerlendirilerek, geleceğin akıllı şehir planlamasına başlanmalıdır.

akıllı şehirler

Dünyadaki Akıllı Şehirler ve Uygulamaları

Yapılan araştırmalara göre akıllı şebeke sistemlerini olgunlaştırmış şehirler, bilişim teknolojisiyle beslenen yeni altyapılara daha çabuk adaptasyon sağlıyor. Tarihsel altyapısını, bilişim teknolojilerinin en yeni ürünleriyle besleyen şehirler, trafik, sağlık ve eğitim gibi noktalara daha fazla vakit ayırma imkanı buluyor.

Bu noktada Kuzey Amerika ve Avrupa’dan bir kaç örnek vererek, konuyu pekiştirelim. Akıllı şehir teknolojileri bakımından epeyce ileri olan Amerika Birleşik Devletleri, birden fazla şehrinde (ve hatta kasabasında) bilişim teknolojilerine yer veriyor. Yaklaşık 10 senedir hükümet eliyle yapılan yatırımlar meyvesini vererek ülkenin dör bir yanını akıllı şehirlerle doldurdu.

Illinois Eyaleti’nin en önemli şehirlerinden Şikago da, bu alandaki örnek şehirlerden biri. İkinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle birlikte artan nüfus yoğunluğu ve yapılaşma, şehri binalarını güçlendirmeye itti. Binalara kendi güç yönetimlerini yerleştiren belediye, bu alanda emlak yönetimi kuruluşları ve bina sahipleri ve yöneticileri derneklerinden yardım alan belediye, kenti düzlüğe çıkarmayı başardı. Dönüşümü tamamlamak için STK’lardan da destek alan belediye, akıllı şehir dönüşümüne 2009 yılında bazı pilot binalara akıllı şebeke döşeyerek başladı. Bu sayede şehrin enerji tüketimini kontrol altına alan belediye, şehrin kontrol altına büyümesini sağladı.

Dünyanın en yaşanılabilir şehirlerine sahip Kanada da bu alanda yatırım yapan ülkelerden biri. Özellikle temiz enerji kaynakları konusunda yatırım yapan hükümet, bu sayede akıllı şehir yöntemlerinde manevra alanı kazandı. Ontario merkezli bir akıllı şebeke hareketine sahip Kanada, vatandaşlarına daha kaliteli bir yaşam sunuyor.

Avrupa’da da durum çok farklı sayılmaz. Korunan şehir dokuları ve kültürleri, günümüz teknolojileriyle oldukça iyi bir şekilde harmanlanıyor. Avrupa Akıllı Şebekeler Teknolojisi Platformu’yla ortaklaşa çalışan ülkeler, Avrupa’nın akıllı şebeke altyapısını geliştirmede önemli bir rol oynuyor. AB, 2022’ye kadar Avrupa’daki her haneye akıllı ölçüm cihazları yerleştirmek istiyor.

Avrupa’dan ilk örneğimiz Almanya olacak. Bu alandaki çalışmalarına E- Energy adıyla devam eden The Internet of Energy” girişimi adı altında yürütüyor. Girişim amacı doğrultusunda, çöllerde kurulmuş devasa solar tesisleri, ülkenin kıyı ve iç kesimlerindeki rüzgar çiftlikleri ve bina çatı-bodrumlarındaki küçük güç kaynaklarının birleştirilmesi planlanıyor. Bu girişim 6 farklı pilot bölgede, 6 akıllı şebeke projesi gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Bu konuda oldukça ileri bir seviyede olan Almanya, 80’li yılların başında şu sıralar ülkemizin uyguladığı toplu konut sistemine geçiş yapmış, projenin “insanları ayrıştırdığı” gerekçesiyle bütün toplu konutları dinamitle patlatmıştır.

Akıllı şehirlere örnek ülkelerden bir diğeri de Fransa. ERDF (Electricité Réseau Distribution France), akıllı şebeke girişimini 2008’de gerçekleştiren ülke, Bilişim servisleri sağlayıcı şirketlerden biriyle yaptığı pilot proje kapsamında bilgisayar ağı uygulamaları ve Otomatik Ölçüm Yönetimi’ni (AMM) oturtmayı amaçlıyor.

Pilot proje aşamasında 2 bölgeye 300.000 adet akıllı ölçüm cihazı ve 6.000 “concentrator” (tek bir veri yolu – BUS – ve çok sayıda bağlantısı olan bir aygıt) uygulanmış. Birlikte çalıştığı şirket haricinde birkaç şirket ve EPRI (Elektrik Gücü Araştırma Enstitüsü) gibi kurumlar da ERDF ile işbirliği içinde.

Nihayetinde, ERDF 35 milyondan fazla akıllı ölçüm cihazını tüm Fransa’ya uygulamış olacak. Elektrik Distribütörleri Topluluğu (GALED), dört lokal elektrik distribütörü şirketin birliğinden oluşuyor. GALED, 2008’de 90.000 haneye akıllı ölçüm cihazları uygulaması yapmış.

akıllı şehirler

Bu konudaki son örneğimiz ise Hollanda. Hollanda’da akıllı şebeke dönüşümü için görevlendirilmiş bir yönetim birimi bulunmasa da şirketler, şehirler ve kurumlar akıllı şebekeleri benimsemiş ve bu konuda çalışıyor durumda. Örneğin, Amsterdam, sektörün önde gelen şirketlerinden bazılarıyla yaptığı işbirliği sayesinde önümüzdeki 15 yıl içinde hane başına 410 dolar gibi bir masrafla tüm şehri akıllı şebekelerle tamamen donatmış olmayı planlıyor.

Hollandalı araştırma merkezleri, bir yazılım şirketi, ve bir hizmet şirketi, akıllı şebeke tabanlı 25 hanelik bir mikro proje geliştirmiş. Hoogkerk’teki “PowerMatchingCity” adlı proje, çeşitli akıllı şebeke teknolojilerini test etmek amacıyla başlatılmış. Hollandalı şirketler tarafından başlatılan bir diğer benzer girişim olan Smart Energy Collective (SEC) ise akıllı enerji konseptleri üretmek için 15 şirketin bir araya gelmesinden oluşmuş. Bu girişimle beraber daha büyük çaplı ve 5.000 civarında şirtketin katılımıyla pilot projelerin geliştirilmesinin teşviki amaçlanıyor. SEC, Avrupa’da bugüne kadar yapılmış en kayda değer endüstri gelişimi olarak görülüyor.

Türkiye ve Akıllı Şehirler

Türkiye’deki akıllı şehir projelerinden bahsedebilmemiz için öncelikle şehirlerin altyapı sorunlarının çözülmesi, köyden kente göçün önüne geçilmesi ve ülkenin yapısına uygun kentsel dönüşüm projeleri başlatılması gerekiyor. Türkiye’nin en büyük iki kenti İstanbul ve Ankara’nın en ufak sağanak yağışta yüzen şehirlere dönmeleri ve şehirlerin gerek kültürel, gerekse de tarihi dokusuna aykırı şekilde gerçekleştirilen “kentsel dönüşüm” şehirleri yaşanılır bir halden çıkartmıştır.

Özellikle köyden kente göç, bu tarz büyük şehirlerini belini bükerken, özellikle İstanbul bu konuda başı en çok ağrıyan şehirlerden biri. Yapılan akıllı şehir anketlerinde ilk 50’ye bile giremeyen İstanbul, sahip olduğu potansiyele karşın gün be gün daha kötüye gidiyor. TOKİ’nin başlattığı kentsel dönüşümle birlikte, şehrin silüeti tamamen değişmeye başladı.

1950’li yıllarda Fransız şehir planlamacısı Henri Prost tarafından başlatılan bu kentsel dönüşüm, Haliç’in sanayi bölgesine dönüşümüyle sonlanmıştı. Daha sonra gelen Adnan Menderes, işin boyutunu iyice büyüterek, İstanbul’un kültürel ve tarihi dokusunu yok etmiş, şehir yıllar içerisinde gelen göçlerle de birlikte tanınmayacak hale gelmiştir.

Hali hazırda devam eden kentsel dönüşüm ve açılacak üçüncü köprüyle birlikte şehir giderek büyüyecek ve kendi kendini yutacak.

Bu tarz olumsuzluklara karşın, Türkiye’de belediyeler bazında akıllı şehir hamleleri görmek mümkün.

Bursa Nilüfer Belediyesi, çevreye zarar veren fosil yakıtlar yerine rüzgar, güneş gibi doğal enerji kaynaklarının kullanılmasını teşvik etmek amacıyla attığı adımlara bir yenisini daha ekledi. Kamu alanlarının aydınlatılmasında güneş enerjisinin kullanılması uygulamasını başlatan Nilüfer Belediyesi, ilk örneği ise Ataevler’deki Yılmaz Akkılıç Parkı’nda uyguladı.

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve Hayata Artı Gençlik Programı işbirliğiyle başlatılan proje kapsamında Parkın bir bölümüne yerleştirilen güneş panelleri tarafından elde edilen enerji, gece parkın aydınlatılmasında kullanılarak hem çevre korunuyor hem de belediye bütçesine artı değer sağlanıyor.

Bunun yanı sıra IBM İstanbul’da kurduğu “Akıllı Şehirler Teknoloji Merkezi” ile ülkemizi bu konuda bilinçlendirmek ve akıllı şehirler kurmak istiyor. Dünyada bugüne kadar 2 binin üzerinde akıllı şehir projesi gerçekleştiren IBM, İstanbul’daki yeni merkezinde bir şehir yöneticisine gerçek şehir uygulamalarına tanık olma fırsatı sunacak bir ortam yarattı.

Bu tarz projeler ve girişimler gelişim için güzel olsa da kesinlikle yeterli değil. Dünyanın en yaşanılır şehirlerinde ilk 100’e girebilen şehri bulunmayan Türkiye’nin akıllı şehir hamlelerinden önce, izlediği şehircilik politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published.